· Etiket :
aile
,
anlamları
,
arapça
,
arapçası
,
ev
,
evde
,
okunuşları
,
telaffuzları
,
yazılışı
Evde:
في الْبَيْتِ
|
Eviniz nerede?
|
اَيْنَ مَنْزِلُكَ؟
|
|
Nerede oturuyorsun?
|
اَيْنَ تََسْكُنُ؟
|
|
Eviniz müstakil mi, daire mi?
|
أ مَنْزِلُكُمْ مستقل اَوْ شَقَّة؟
|
|
Kendi eviniz mi, kira mı?
|
أ الْمَنْزِلُ لَكُم اَمْ مُأجَّر؟
|
|
Eviniz kaç odalı?
|
كَمْ غُرْفَة فِي دَارِكُم؟
|
|
Oturma odası geniş mi?
|
هَلْ وَاسِعَةٌ غُرْفَةُ
الْجُلُوس؟
|
|
Ev işyerine yakın mı?
|
هَلِ الدَّار قَرِيب مِنْ مَكانِ الْعَمَل؟
|
|
Ev kiralamak istiyorum.
|
اُرِيدُ اَنْ اِسْتَأجِرَ الشقة.
|
|
Bana ev
adresini ver.
|
هَاتِنيِ عُنْوَانَ مَنْزِلِكَ.
|
|
Dairen güzel mi?
|
هَلْ جَمِيلَة شَقَّتُك؟
|
|
Dairemde bir salon, bir yemek odası, bir misafir
odası, bir yatak odası, bir mutfak, tuvalet ve banyo var.
|
في شَقَّتِي صَالُون وَغُرْفَة أَكْل وَ غُرْفَة ضُيُوف وَ غُرْفَة نَوْم
وَ مَطْبَخ وَ دَوْرَةُ الْمِيَاهِ وَ حمَّام.
|
|
Dairenin balkonu var mı?
|
هَلْ فِي شَقَّتِكَ شُرْفَة؟
|
|
Bakkal size yakın mı?
|
هَلْ البَقَّالة قَرِيبَة مِنْكُمْ؟
|
|
Burada kiralık ev bulunur mu?
|
هَلْ هُنَا يُوجَد بَيْتٌ مُأجَّرٌ؟
|
|
Bilmiyorum, aramalısınız.
|
لا اَدْرِي يَجِبُ عَلَيْكُمْ اَنْ تَبْحَثُ عَنْهُ.
|
|
Market, eczane, lokanta, kahve, manav evime uzak
değil.
|
لَيْسَ بَعِيد عَنْ مَنْزِلِي السُوقُ الْمَرْكَزِي وَالصَّيْدَلِيَّة وَ
الْمَطْعَم وَ الْمَقْهَى وَ دُكَّانُ الْخُضَرِي.
|
|
Ben evde kalmıyorum. Otelde kalıyorum.
|
اَنَا لا اَسْكُنُ فِي الْمَنْزِلِ اَسْكُنُ فِي الْفُنْدُقِ.
|
|
Erciyes oteli nerede kalıyor?
|
اَيْنَ يَقَعُ فُنْدُق اَرْجِيَس؟
|
|
Allah’a ısmarladık.
|
مَعَ الَّسلامَة.
|
· Etiket :
anlamları
,
arapça
,
arapçası
,
eczane
,
eczanede
,
ilaç
,
okunuşları
,
telaffuzları
,
yazılışı
Eczanede:
في الصيدالية
|
İlaç
|
دَوَاء
|
|
İlaçlar
|
اَدْوِيَة
|
|
Sizde bu ilaçlar bulunur mu?
|
هَلْ تُوجَد لَدَيْكُمْ هَذِهِ الْاَدَوِيَّة؟
|
|
Evet, var.
|
نَعَمْ تُوجَد.
|
|
Onları istiyorum.
|
اُرِيدُهَا
|
|
Derhal.
|
فَوْرًا
|
|
Bu ilaçlar nasıl kullanılır?
|
كَيْفَ يُسْتَعْمَل هَذِهِ الْاَدَوِيَّة؟
|
|
Bu habı sabah akşam yemekten sonra al.
|
تَنَاوَل هذا الْحَب بَعْدَ الْفُتُور وَالْعَشاء.
|
|
Bu şurubu yemeklerden sonra bir kaşık iç.
|
اِشْرَبْ هَذا الَّشرَاب بَعْدَ كُلِّ الطَّعَام مِلْعَقَة.
|
|
Bu ilacı yemekten önce biraz suyla alacaksın.
|
سَتَنَاوَلُ الَّدوَاء قَبْلَ الَّطعَامِ بِالْمَاءِ قَلِيل
|
|
Bu bir merhemdir.
|
هذا مَرْهَم.
|
|
Yüz ve el kremi istiyorum.
|
اُرِيدُ مَرْهَم لِلْوَجْهِ وَ لِلْيَدَيْن.
|
|
Kaç damla?
|
كَمْ قَطْرَة؟
|
|
Bu ilaçlar arasında iğne yok değil mi?
|
اَلَيْسَ لا مَوْجُود حُقْن فِي هَذِه الاَدْوِيَة؟
|
|
Eczacıyla konuşmak istiyorum.
|
اُرِيدُ اَنْ اَتَكَلَّمَ الصَّيْدَلانِي
|
|
Bu hapları aç karnına iç.
|
اِشْرَبْ بِبَطْنِ جَائِع هَذا الْحُبُوب
|
|
Allah şifa versin.
|
شِفَيكَ الله
|
· Etiket :
alışveriş
,
alışverişte
,
anlamları
,
arapça
,
arapçası
,
okunuşları
,
telaffuzları
,
yazılışı
,
çarşı
,
çarşıda
Çarşıda:
فِى الّسُوقِ
|
Çarşı
|
السُوق
|
|
Çarşı nerede biliyor musunuz?
|
هَلْ تَعْرِفُ اَيْنَ السُّوق؟
|
|
Hangi çarşıyı soruyorsunuz?
|
اَيُّ السُّوق تَسْأل؟
|
|
Hediyelik eşya alacağım.
|
سَأشْتََرِى الْهَدِيَّاتِ.
|
|
Kadın elbiseleri nerede satılır?
|
اَيْنَ يُبَايِعُ مَلَابِسَ النِّسَاءِ؟
|
|
Bu kumaşın türü nedir?
|
مَا صِنْفُ هَذَا الْقُمَاشِ؟
|
|
Bu kumaş ipek, şu pamuktandır.
|
هَذَا الْقُمَاشِ مِنْ حَرِير. ذَاكَ مِنْ قُطْنٍ
|
|
Bu gömleğin ölçüsü ne?
|
مَا مَقَاصُ هَذَا اْلفُسْتَان؟
|
|
Orta
|
مُتَوَصِّطٌ
|
|
Bu ondan küçük mü, büyük mü?
|
هَذَا اَصْغَرُ مِنْ ذَاك امْ اَكْبَرُ؟
|
|
Bunun fiyatı nedir?
|
مَا سَعْرُهُ؟
|
|
Bu kaça?
|
بِكَمْ هَذَا؟
|
|
Üç milyon lira.
|
ثَلاثَ مَلايين ِليَرة
|
|
Bu çok pahalı değil mi?
|
أَلَيْسَ غَال كَثِير هَذَا؟
|
|
Gerçekten çok ucuz.
|
رَخِيص كَثيِر جدًّا
|
|
Son fiyat ne olur?
|
مَا هُوَ آخِرُ الَّسعْرِ؟
|
|
Senin için iki milyon yedi yüz elli.
|
لَكَ بمِلْيُنَينِ وَ سَبْعُمِائَة وَ خَمْسِينَ.
|
|
Bana iki çorap ve bir de buluz ver.
|
هَاتِنِي جَوَارِبَينِ وَ بُلُوزَة اَيْضًا.
|
|
Baş üstüne.
|
عَلىَ رَأْسي
|
|
İç çamaşırı bulunur mu?
|
هَلْ ثَوْبٌ دَاخِلِيّ مَوْجُودَة؟
|
|
Ne renk istersiniz?
|
مَا لَوْنهُ تُرِيدُون؟
|
|
Bu gömlek dar.
|
هَذَا الْقَمِيسُ ضَيِّقٌ.
|
|
Daha genişi yok mu?
|
اَلا اَوْسَعُ مَوْجُود؟
|
|
Kredi kartı geçer mi?
|
هَلْ بطَاقة اعتماد مَقْبُولَة؟
|
|
Yiyecek bir şeyler almak istiyoruz.
|
نُرِيد اَنْ نَشْتَرِ بِمَا نَطْعَمُ.
|
· Etiket :
anlamları
,
arapça
,
arapçası
,
cami
,
camide
,
okunuşları
,
telaffuzları
,
yazılışı
Camide: في المسجد
|
Cami nerede?
|
اَيْنَ الْمَسْجِدُ؟
|
|
Öğle ezanı okundu mu?
|
هَلْ اُزِّنَ اَزَانُ الظُّهْرِ؟
|
|
Namaz kıldın mı?
|
هَلْ صَلَّيْتَ؟
|
|
Nerede namaz kılabilirim?
|
اَيْنَ يُمْكِنُ اَنْ اُصَلِّ؟
|
|
Güneş doğmadan namazı kılalım.
|
لِنُصَلِّ قَبْلَ طُلوُعِ الشَّمْسِ.
|
|
İkindi geçiyor, acele et!
|
تَعَجِّلْ يَمُرُّ الْعَصْرُ.
|
|
Lütfen namaz için uygun bir yerde durabilir miyiz?
|
مِنْ فَضْلِكَ هَلْ يُمْكِنُ اَنْ نَقِفَ لِاِقَامَةِ الصَّلاة؟
|
|
Abdestin var mı?
|
هَلْ اَنْتَ مُتَوَضِّعٌ؟
|
|
Abdest almam gerekir.
|
يَجِبُ عَلَيَّ اَنْ اَتَوَضَّعَ.
|
|
Cemaat çıktı mı?
|
هَلْ خَرَجَ الْجَمَعَةُ؟
|
|
Kaç rekat namaz kıldın?
|
كَمْ رَكْعَةً صَلَّيْتَ؟
|
|
Dört rekat kıldım.
|
صَلَّيْتُ اَرْبَعَ رَكْعَاتٍ
|
|
Allah kabul etsin.
|
تَقَبَّلَ اللهُ
|
|
Hepsini.
|
اَجْمَعِينَ.
|
|
Namaz kılmak isteyen var mı?
|
هَلْ يُجَدُ مَنْ يُرِيدُ اَنْ يُصَلِّ؟
|
|
Biz namaz kılmak istiyoruz.
|
نَحْنُ نُرِيدُ اَنْ نُصَلِّ.
|
|
Sabah namazını kılacağım.
|
الفجر سَاُصَلِّ صَلاة
|
|
Öğle namazını kılacağım.
|
سَاُصَلِّ صَلاة الظهر
|
|
İkindi namazını kılacağım.
|
َساُصَلِّ صَلاةَ العص
|
|
Akşam namazını kılacağım.
|
َساُصَلِّ صَلاةَ المغرب
|
|
Yatsı Namazını kılacağım.
|
َساُصَلِّ صَلاةَ العشاء
|
|
Vitr namazını kılacağım.
|
صَلاةَ الوتر َساُصَلِّ
|
|
Ramazan Bayramı namazı ne zaman?
|
مَتَىَ صَلَاةُ عِيدِ الْفِطْرِ؟
|
|
Kurban Bayramı namazı ne zaman?
|
مَتَىَ صَلاَةُ عِيدِ الْاَضْحَي؟
|
· Etiket :
anlamları
,
arapça
,
arapçası
,
banka
,
bankada
,
okunuşları
,
telaffuzları
,
yazılışı
Bankada: في البنك
|
Banka
|
بَنْك
|
|
Bu çeki bozdurabilir miyim?
|
هَلْ اسْتَطِيعُ
اَنْ اَصْرِفَ هَذَا الشِّيك؟
|
|
Çeki ver!
|
هَاتِ الشِّيكَ.
|
|
Çekin arkasını imzaladın mı?
|
هَلْ وَقَّعْتَ عَلَي
ظَهْرِ الشِّيكِ.
|
|
Evet imzaladım.
|
نَعَمْ وَقَّعْتُ.
|
|
Bankada cari hesabın var mı?
|
هَلْ لَكَ حِسَاب
جَارِي فِي الْبَنْكِ
|
|
Evet, var.
|
نَعَمْ لِي.
|
|
Bu pulu al ve şu gişeye git!
|
خُذْ هَذا
الطَّابِعَ وَاذْهَبْ اِلَى ذاكَ الشُبَّاك لِاسْتِلامِ النُّقُودِ.
|
|
Bende Suudi Arabistan riyali var, onu Türk lirasına
çevirmek istiyorum.
|
مَعِى رِيَال
سُعُدِي اُرِيد تَحْوِيلَهُ
|
|
Riyallerini ver.
|
هَاتِ رِيَالاتِك.
|
|
Buyur!
|
تَفَضَّل.
|
|
İyi.
|
طَيِّب
|
|
Nüfuz cüzdanın yanında mı?
|
هَلْ عِنْدَكَ
حَفِيظَةُ نُفُسِك؟
|
|
İşte!
|
هَا هِيَ.
|
|
Paranı buyur.
|
تَفَضَّلْ
نُقُودَكَ.
|
|
Çok teşekkürler!
|
شُكْرًا جَزِيلاً.
|
|
Bir şey değil, buyurun!
|
لا شُكْرَ عَلى
وَاجِبٍ. تَفَضَّلُوا
|
· Etiket :
aile arası arapça
,
aile için arapça
,
anlamları
,
arapça
,
arapçası
,
okunuşları
,
telaffuzları
Aile : اُسْرَة
| Türkçe |
Arapça |
| Ailemi takdim edeyim |
اُقَدِّمُ اُسْرَتيِ. |
| Bu babam Hasan Bey. |
هَذَا اَبِي سَيِّد حَسَن. |
| Bu annem Elif Hanım. |
هَذِهِ اُمِّي سَيِّدَة اَلِف. |
| Bunlar kardeşlerim Emin ve Kemal. |
هَئُلاءِ اَخَوَيَّ اَمِين وَ كَمَال. |
| Bunlar da kız kardeşlerim Büşra ve Cahide. |
هئلاء اَخَوَيْتِي بُشْرَى وَ جَاهِدَة. |
| Tanıştığımıza memnun oldum. |
تَشَرَّفْتُ بَمعْرِفَتِكَ. |
| Bizde memnun olduk. |
وَ نَحْنُ اَيْضًا |
| Ben, Nail. Bu eşim saliha. Bu oğlum İbrahim
ve bu da kızım Zeynep. |
انا نائل . هَذِهِ زوجتي صالحة. هَذاَابْنِي ابراهيم و هَذِهِ بِنْتِي
زَيْنَب. |
| Bizim ailemiz kalabalıktır. |
اُسْرَتُنَا اَفْرَادُهَا كَثِير |
| Ninem ve Dedem yanımızda kalıyor. |
جَدِّى وَجدََّتِي يَسْكُنَانِ
مَعَناَ. |
| Halalarımı ve teyzelerimi çok severim. |
اُحِبُّ
كَثِيرًا خَلَاتِي وَ عَمَّاتي |
| Dayım Kenan Mühendistir. |
خَالِي كَنَان مُهَنْدِس |
| Amcalarım Ali ve Veysel yurtdışında
çalışıyorlar. |
عَمِّيَايَ عَلِي وَ وَيْسَل يَعْمَلُ فِي خَارِجِ الْمَمْلَكَة |
| Aile fertleriniz nerede? |
اَيْنَ اَفْرَادُ اُسْرَتِك؟ |
| Onlar, Avrupa’da. |
هُمْ فِي اَوْرُوبا. |
| Deden ve ninen var mı* |
هَلْ َلكَ جَدٌَ وَ جَدَّةٌ؟ |
| Hayır onlar vefat ettiler. |
لاَ هُمَا تَوَفَّيَا |
| Baban ne iş yapıyor? |
مَا مِهْنَةُ اَبِيكَ؟ |
| O, emekli, çalışmıyor. |
هُوَ مُتَقاعِد. لاَ يَشْتَغِلُ |
| Annen çalışıyor mu? |
هَلْ اُمُّكَ تَشْتَغِلُ؟ |
| Hayır o ev hanımı. |
لا هِىَ رَبَّةُ الْبَيْتِ |
| Kaç erkek ve kız kardeşin var? |
كَمْ اِخْوَة وَ اَخَوَات لَك؟ |
| 2 erkek ve üç kız kardeşim var. |
لِي اِخْوَايَ وَ ثَلاثَ اِخْوَاتِ. |
| Çocukların var mı? |
هَلْ لَكَ اَوْلاد؟ |
| Evet, iki oğlum ve bir kızım var. |
نَعَمْ, لِي اِبْنَانِ وَبِنْت |
| Yakınlarından öğretmen olan var mı? |
هَلْ مِنْ اَقْرَبَائِكَ مُدَرِّس؟ |
| Evet, amcam öğretmendir. |
نَعَمْ عَمِّي مُدَرِّس |
· Etiket :
anlamları
,
arapça
,
arapçada ev gereçleri
,
arapçası
,
okunuşları
,
telaffuzları
| TÜRKÇE |
OKUNUŞU |
ARAPÇA |
| Bisiklet |
derrace |
درَّاجة |
| Ev |
menzil |
منزيل |
| Sandalye |
kursiy |
كريسى |
| Masa |
tâvile |
طاولة |
| Kapı |
bâb |
باب |
| Anahtar |
miftah |
مفتاح |
| Yatak |
serîr |
سرير |
| Balkon |
şurfa |
شُرْفَة |
| Perdeler |
seta'ir |
سَتَاِئر |
| Lamba |
şem'a |
شَمْعَة |
| Kanepe |
sufa |
صُوفَة |
| Süpürge |
miknese |
مِكْنَسَة |
| Pencere |
şubbak |
شُبّاك |
| Televizyon |
tilifizyun |
ِتِلفِزْيُون |
· Etiket :
anlamları
,
arapça
,
arapçada eşyalar
,
arapçası
,
okunuşları
,
telaffuzları
| TÜRKÇE |
OKUNUŞU |
ARAPÇA |
| Havlu |
Minşefe |
مِنْشَفَة |
| Peçete |
Fûta |
فُوطَة |
| Mendil |
Mindîl |
مِنْدِيل |
| selpak |
Mindîl verîka |
مَنَادِيل وَرِيقَة |
| Palto |
Mi’taf |
مِعْطَف |
| Şemsiye |
Şemsiye |
شَمْسِيَّة |
| Yüzük |
Hâtem |
خَاتَم |
| Saat |
Sâa |
سَاعَة |
| Gözlük |
Nezzâre |
نَظَّارَة |
| Pantolon |
sirvâl |
سِرْوَال |
| Gömlek |
kamîs |
قَمِيص |
| ceket |
Sitra |
سترة |
| Kemer |
hizâm |
حزام |
| Takım Elbise |
Belde |
بَدْلَة |
| Ayakkabı |
Hizâ e |
حزاء |
| Parfüm |
Itr |
عطر |
| Elbise |
Melbes |
ملبس |
| Ayna |
Mir ât |
مِرْآت |
| İç çamaşır |
Melâbis dahiliyye |
ملابس داخلية |
| Çorap |
cûrab |
جُوَرب |
| Düğme |
Zır |
زِر |
| Tarak |
Mişt |
مِشْط |
· Etiket :
anlamları
,
arapça
,
arapçada artikeller
,
arapçası
,
okunuşları
,
telaffuzları
| ARAPÇA
CÜMLE |
TÜRKÇESİ |
ARAPÇASI |
| الي اّلسُوقِ |
e, a, ye, ya |
اِلىَ |
| وَاللهِ ما رَأَيْتُ |
Yemin |
وَ |
| اَلصَّلَاةُ خَيْرٌ
مِنَ النومِ |
den, dan |
مِن |
| القرآن هديً لِلَّناسِ |
İçin |
لِ |
| انتَ كطبيبٍ لي. |
Gibi |
كَ |
| فوق العادة |
Üzerinde |
فَوْقَ |
| رَضِيَ اللهُ عَنْهُ |
Den, dan |
عَنْ |
| السّلامُ علي المسلمين |
Üstünde |
عَليَ |
| الجنة تحت اقدام
الاُمُّهاتِ |
Altında |
تَحْتَ |
| بِالله بِاسم الله |
İle, e, a, yemin |
بِ |
| بين السماء و الارض |
arasında |
َبيْنَ |
| في الكتاب |
içinde |
فِى |
| مذ يوم الجمعة |
De, da, den beri |
مُذْ |
| منذ يوم الُبلُوغِ |
De, da, den beri |
مُنْذُ |
| جاءني الطالبون حاشا
علي |
İstisna edatı, hariç, den başka, asla, katiyyen |
حَاشَا |
| |
Taki, e kadar |
حَتَّي |
| رُبَّ رجل عالم |
Olur ki, belki, nice, nadiren |
رُبَّ - رُبَّمَا |
| رأيتُ دروسي خلا واحد |
İstisna edatı, hariç, den başka, yalnız, ancak |
خَلا |
| لولا انتم َلكُنَّا
مُؤْمِنِينَ |
Olmasaydı, olmamış olsa |
لَوْلا |
| جِأْتُكَ كَيْ
تُكْرِمُونِي |
İçin, taki, diye, …den dolayı |
كَيْ |
| لَعَلَّ اللهُ
يُأْتِيكُمْ الْعَقْلَ |
Umulurki, belki, ola ki |
لَعَلَّ |
| جَاءَ القومُ عَدَا
طَارِق |
İstisna edatı, hariç, den başka |
عَدَا |
· Etiket :
anlamları
,
arapça
,
arapçada zamanla ilgili kelimeler
,
arapçası
,
okunuşları
,
telaffuzları
| TÜRKÇE |
OKUNUŞU |
ARAPÇA |
| Sabah |
Sabâh |
صباح |
| öğle |
Zuhr |
ظهر |
| İkindi |
Asr |
عصر |
| Akşam |
Mesâ |
مساء |
| Yatsı |
İşâ |
عشاء |
| Gündüz |
Nehâr |
نهار |
| Gece |
Leyl |
ليل |
| Dakika |
Dakîka |
دقيقة |
| Saat |
Sâa |
ساعة |
| Gün |
Yevm |
يوم |
| Hafta |
Usbû’ |
اسبوع |
| Ay |
Şehr |
شهر |
| Yıl |
Âm / sene |
عام / سنة |
| Asır, yüz yıl |
Asr |
عصر |
| Dün |
Emsi |
امس |
| Bugün |
Elyevm |
اليوم |
| Yarın |
Ğaden |
غدىً |
| Önceki gün |
Kalbe emsi |
قبل امس |
| Öbür gün |
Ba’de ğad |
بعد غد |
| Pazartesi |
Yevmul isneyn |
يوم الاثنين |
| Salı |
Yevmus sulesâ |
يوم الثلاثاء |
| Çarşamba |
Yevmul erbiâ |
يوم الاربعاء |
| Perşembe |
Yevmul hamîs |
يوم الخميس |
| Cuma |
Yevmul cum’a |
يوم الجمعة |
| cumartesi |
Yevmus sebt |
يوم السبت |
| Pazar |
Yevmul ehad |
يوم الاحد |
| Genellikle |
Umumen |
عُمُومًا |
| Bazen |
ehyânen |
اَحْياَنًا |